Yükleniyor...

Lütfen bekleyiniz

/

Secde

السجدة

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
32:1
الٓمٓ Elif Lâm Mîm
1
32:2
تَنزِيلُ indirilişi
ٱلْكِتَـٰبِ Kitabın
لَا yoktur
رَيْبَ şüphe
فِيهِ onda
مِن Rabbindendir
رَّبِّ (the) Lord
ٱلْعَـٰلَمِينَ alemlerin
2
32:3
أَمْ yoksa?
يَقُولُونَ (do) they say
ٱفْتَرَىٰهُ ۚ onu uydurdu
بَلْ hayır
هُوَ o
ٱلْحَقُّ gerçektir
مِن tarafından
رَّبِّكَ Rabbin
لِتُنذِرَ uyarman için
قَوْمًۭا bir kavmi
مَّآ kendilerine gelmeyen
أَتَىٰهُم has come to them
مِّن hiçbir
نَّذِيرٍۢ uyarıcı
مِّن senden önce
قَبْلِكَ before you
لَعَلَّهُمْ umuduyla
يَهْتَدُونَ doğru yola gelirler
3
32:4
ٱللَّهُ Allah
ٱلَّذِى ki
خَلَقَ yarattı
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ gökleri
وَٱلْأَرْضَ ve yeri
وَمَا ve
بَيْنَهُمَا bunlar arasındakileri
فِى altı
سِتَّةِ six
أَيَّامٍۢ günde
ثُمَّ sonra
ٱسْتَوَىٰ istiva etti
عَلَى üzerine
ٱلْعَرْشِ ۖ Arş
مَا yoktur
لَكُم sizin
مِّن O'ndan başka
دُونِهِۦ besides Him
مِن hiçbir
وَلِىٍّۢ dostunuz
وَلَا ve yoktur
شَفِيعٍ ۚ şefa'atçiniz
أَفَلَا düşünüp öğüt almıyor musunuz?
تَتَذَكَّرُونَ you take heed
4
32:5
يُدَبِّرُ tedbir eder (indirir)
ٱلْأَمْرَ emri
مِنَ gökten
ٱلسَّمَآءِ the heaven
إِلَى yere
ٱلْأَرْضِ the earth
ثُمَّ sonra
يَعْرُجُ çıkar
إِلَيْهِ O'na
فِى içinde
يَوْمٍۢ bir gün
كَانَ onun süresi
مِقْدَارُهُۥٓ (the) measure of which is
أَلْفَ bin
سَنَةٍۢ yıldır
مِّمَّا sizin hesabınızca
تَعُدُّونَ you count
5
32:6
ذَٰلِكَ işte O'dur
عَـٰلِمُ bilen
ٱلْغَيْبِ görünmeyeni
وَٱلشَّهَـٰدَةِ ve görüneni
ٱلْعَزِيزُ güçlü
ٱلرَّحِيمُ ve esirgeyici
6
32:7
ٱلَّذِىٓ O'dur ki
أَحْسَنَ güzel yaptı
كُلَّ her
شَىْءٍ şeyi
خَلَقَهُۥ ۖ yarattığı
وَبَدَأَ ve başladı
خَلْقَ yaratmağa
ٱلْإِنسَـٰنِ insanı
مِن çamurdan
طِينٍۢ clay
7
32:8
ثُمَّ sonra
جَعَلَ yaptı
نَسْلَهُۥ onun neslini
مِن bir özünden
سُلَـٰلَةٍۢ an extract
مِّن bir suyun
مَّآءٍۢ water
مَّهِينٍۢ hakir
8
32:9
ثُمَّ sonra
سَوَّىٰهُ ona biçim verdi
وَنَفَخَ ve üfledi
فِيهِ ona
مِن kendi ruhundan
رُّوحِهِۦ ۖ His spirit
وَجَعَلَ ve yarattı
لَكُمُ sizin için
ٱلسَّمْعَ kulak(lar)
وَٱلْأَبْصَـٰرَ ve gözler
وَٱلْأَفْـِٔدَةَ ۚ ve gönüller
قَلِيلًۭا ne kadar az
مَّا şükrediyorsunuz
تَشْكُرُونَ thanks you give
9
32:10
وَقَالُوٓا۟ ve dediler
أَءِذَا sonra mı?
ضَلَلْنَا biz kaybolduktan
فِى toprakta
ٱلْأَرْضِ the earth
أَءِنَّا biz mi?
لَفِى içinde olacağız
خَلْقٍۢ bir yaratılış
جَدِيدٍۭ ۚ yeni
بَلْ doğrusu
هُم onlar
بِلِقَآءِ kavuşmayı
رَبِّهِمْ Rablerine
كَـٰفِرُونَ inkar edenlerdir
10
32:11
۞ قُلْ de ki
يَتَوَفَّىٰكُم canınızı alır
مَّلَكُ meleği
ٱلْمَوْتِ ölüm
ٱلَّذِى vekil edilen
وُكِّلَ has been put in charge
بِكُمْ üzerinize
ثُمَّ sonra
إِلَىٰ Rabbinize
رَبِّكُمْ your Lord
تُرْجَعُونَ döndürülürsünüz
11
32:12
وَلَوْ ve eğer
تَرَىٰٓ bir görsen
إِذِ (demekte) iken
ٱلْمُجْرِمُونَ suçluları
نَاكِسُوا۟ öne eğmiş
رُءُوسِهِمْ başlarını
عِندَ huzurunda
رَبِّهِمْ Rablerinin
رَبَّنَآ Rabbimiz
أَبْصَرْنَا gördük
وَسَمِعْنَا ve işittik
فَٱرْجِعْنَا bizi geri döndür
نَعْمَلْ yapalım
صَـٰلِحًا iyi iş
إِنَّا artık biz
مُوقِنُونَ kesin olarak inandık
12
32:13
وَلَوْ ve şayet
شِئْنَا dileseydik
لَـَٔاتَيْنَا verirdik
كُلَّ her
نَفْسٍ nefse
هُدَىٰهَا hidayetini
وَلَـٰكِنْ fakat
حَقَّ hak oldu
ٱلْقَوْلُ söz
مِنِّى benden
لَأَمْلَأَنَّ mutlaka dolduracağım
جَهَنَّمَ cehennemi
مِنَ bir kısmiyle
ٱلْجِنَّةِ cinlerden
وَٱلنَّاسِ ve insanlardan
أَجْمَعِينَ tamamen
13
32:14
فَذُوقُوا۟ o halde tadın
بِمَا karşılığını (cezasını)
نَسِيتُمْ unutmanızın
لِقَآءَ karşılaşmayı
يَوْمِكُمْ gününüzle
هَـٰذَآ bu
إِنَّا biz de
نَسِينَـٰكُمْ ۖ sizi unuttuk
وَذُوقُوا۟ ve tadın
عَذَابَ azabı
ٱلْخُلْدِ ebedi
بِمَا ötürü
كُنتُمْ oluklarınızdan
تَعْمَلُونَ yapıyor(lar)
14
32:15
إِنَّمَا ancak
يُؤْمِنُ inanırlar
بِـَٔايَـٰتِنَا bizim ayetlerimize
ٱلَّذِينَ o kimseler ki
إِذَا zaman
ذُكِّرُوا۟ öğüt verildiği
بِهَا kendilerine
خَرُّوا۟ derhal kapanırlar
سُجَّدًۭا secdeye
وَسَبَّحُوا۟ ve tesbih ederler
بِحَمْدِ överek
رَبِّهِمْ Rablerini
وَهُمْ ve onlar
لَا asla
يَسْتَكْبِرُونَ ۩ büyüklük taslamazlar
15
32:16
تَتَجَافَىٰ uzaklaşır
جُنُوبُهُمْ yanları
عَنِ yataklardan
ٱلْمَضَاجِعِ (their) beds
يَدْعُونَ du'a ederler
رَبَّهُمْ Rablerine
خَوْفًۭا korkarak
وَطَمَعًۭا ve umarak
وَمِمَّا ve şeylerden
رَزَقْنَـٰهُمْ rızıklandırdığımız
يُنفِقُونَ hayır için harcarlar
16
32:17
فَلَا ve asla
تَعْلَمُ bilemez
نَفْسٌۭ hiç kimse
مَّآ ne
أُخْفِىَ saklandığını
لَهُم onlar için
مِّن aydınlatıcı
قُرَّةِ (the) comfort
أَعْيُنٍۢ gözler
جَزَآءًۢ karşılık olarak
بِمَا şeylere
كَانُوا۟ oldukları
يَعْمَلُونَ yapıyor(lar)
17
32:18
أَفَمَن hiç olur mu?
كَانَ is
مُؤْمِنًۭا inanan kişi
كَمَن kimse gibi
كَانَ olan
فَاسِقًۭا ۚ fasık
لَّا elbette
يَسْتَوُۥنَ bir olmazlar
18
32:19
أَمَّا fakat
ٱلَّذِينَ inananlar
ءَامَنُوا۟ believe
وَعَمِلُوا۟ ve yapanlar
ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ iyi işler
فَلَهُمْ onlar
جَنَّـٰتُ cennetlerde
ٱلْمَأْوَىٰ durulmağa değer
نُزُلًۢا ağırlanırlar
بِمَا karşılık
كَانُوا۟ olduklarına
يَعْمَلُونَ yapıyor(lar)
19
32:20
وَأَمَّا ve fakat
ٱلَّذِينَ yoldan çıkanların
فَسَقُوا۟ are defiantly disobedient
فَمَأْوَىٰهُمُ barınacakları yer
ٱلنَّارُ ۖ ateştir
كُلَّمَآ her
أَرَادُوٓا۟ istediklerinde
أَن çıkmak
يَخْرُجُوا۟ come out
مِنْهَآ oradan
أُعِيدُوا۟ yine geri çevrilirler
فِيهَا oraya
وَقِيلَ ve denilir
لَهُمْ onlara
ذُوقُوا۟ tadın
عَذَابَ azabını
ٱلنَّارِ ateş
ٱلَّذِى olduğunuz
كُنتُم you used (to)
بِهِۦ onu
تُكَذِّبُونَ yalanlamakta
20
32:21
وَلَنُذِيقَنَّهُم mutlaka onlara taddıracağız
مِّنَ azabdan
ٱلْعَذَابِ the punishment
ٱلْأَدْنَىٰ daha yakın
دُونَ ayrı olarak
ٱلْعَذَابِ azabdan
ٱلْأَكْبَرِ büyük
لَعَلَّهُمْ belki
يَرْجِعُونَ dönerler
21
32:22
وَمَنْ ve kim olabilir?
أَظْلَمُ daha zalim
مِمَّن kimseden
ذُكِّرَ öğüt verilen
بِـَٔايَـٰتِ ayetleriyle
رَبِّهِۦ Rabbinin
ثُمَّ sonra
أَعْرَضَ yüz çeviren
عَنْهَآ ۚ onlardan
إِنَّا muhakkak ki biz
مِنَ suçlulardan
ٱلْمُجْرِمِينَ the criminals
مُنتَقِمُونَ öç alıcıyız
22
32:23
وَلَقَدْ ve andolsun
ءَاتَيْنَا biz verdik
مُوسَى Musa'ya
ٱلْكِتَـٰبَ Kitabı
فَلَا sakın
تَكُن olma
فِى içinde
مِرْيَةٍۢ kuşku
مِّن onun ulaşmasından
لِّقَآئِهِۦ ۖ receiving it
وَجَعَلْنَـٰهُ ve onu yaptık
هُدًۭى yol gösterici
لِّبَنِىٓ oğullarına
إِسْرَٰٓءِيلَ İsrail
23
32:24
وَجَعَلْنَا ve yetiştirmiştik
مِنْهُمْ onların içinden
أَئِمَّةًۭ önderler
يَهْدُونَ doğru yola ileten
بِأَمْرِنَا buyruğumuzla
لَمَّا zaman
صَبَرُوا۟ ۖ sabrettikleri
وَكَانُوا۟ ve olduklarında
بِـَٔايَـٰتِنَا ayetlerimize
يُوقِنُونَ kesinlikle inanıyor
24
32:25
إِنَّ şüphesiz
رَبَّكَ Rabbin
هُوَ O
يَفْصِلُ hükmedecektir
بَيْنَهُمْ onların aralarında
يَوْمَ günü
ٱلْقِيَـٰمَةِ kıyamet
فِيمَا şeylerde
كَانُوا۟ oldukları
فِيهِ konularda
يَخْتَلِفُونَ ayrılığa düştükleri
25
32:26
أَوَلَمْ yola getirmedi mi?
يَهْدِ guide
لَهُمْ onları
كَمْ nice
أَهْلَكْنَا helak etmemiz
مِن daha önceki
قَبْلِهِم before them
مِّنَ kuşakları
ٱلْقُرُونِ the generations
يَمْشُونَ dolaştıkları
فِى yurtlarında
مَسَـٰكِنِهِمْ ۚ their dwellings
إِنَّ şüphesiz
فِى vardır
ذَٰلِكَ bunda
لَـَٔايَـٰتٍ ۖ ibretler
أَفَلَا işitmiyorlar mı?
يَسْمَعُونَ they hear
26
32:27
أَوَلَمْ görmüyorlar mı?
يَرَوْا۟ they see
أَنَّا biz
نَسُوقُ sürüyoruz
ٱلْمَآءَ suyu
إِلَى yere
ٱلْأَرْضِ the land
ٱلْجُرُزِ kuru otsuz
فَنُخْرِجُ ve bitiriyoruz
بِهِۦ onunla
زَرْعًۭا ekin
تَأْكُلُ yiyor
مِنْهُ ondan
أَنْعَـٰمُهُمْ hayvanları da
وَأَنفُسُهُمْ ۖ kendileri de
أَفَلَا görmüyorlar mı?
يُبْصِرُونَ they see
27
32:28
وَيَقُولُونَ ve diyorlar
مَتَىٰ ne zaman?
هَـٰذَا bu
ٱلْفَتْحُ fetih
إِن eğer
كُنتُمْ iseniz
صَـٰدِقِينَ doğrular(dan)
28
32:29
قُلْ de ki
يَوْمَ günü
ٱلْفَتْحِ fetih
لَا fayda vermez
يَنفَعُ will benefit
ٱلَّذِينَ kimselere
كَفَرُوٓا۟ inkar eden(lere)
إِيمَـٰنُهُمْ inanmaları
وَلَا ve değildir
هُمْ onlar
يُنظَرُونَ mühlet verilenler(den)
29
32:30
فَأَعْرِضْ sen yüz çevir
عَنْهُمْ onlardan
وَٱنتَظِرْ ve bekle
إِنَّهُم zaten onlar da
مُّنتَظِرُونَ beklemektedirler
30
← Sure Listesine Dön