Yükleniyor...

Lütfen bekleyiniz

/

Yâsîn

يس

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
36:1
يسٓ Yâ Sîn
1
36:2
وَٱلْقُرْءَانِ Kur'an'a andolsun
ٱلْحَكِيمِ hikmetli
2
36:3
إِنَّكَ kuşkusuz sen
لَمِنَ gönderilmiş elçilerdensin
ٱلْمُرْسَلِينَ the Messengers
3
36:4
عَلَىٰ üzerinde
صِرَٰطٍۢ bir yol
مُّسْتَقِيمٍۢ dosdoğru
4
36:5
تَنزِيلَ indirdiği (üzerindesin)
ٱلْعَزِيزِ üstün olanın
ٱلرَّحِيمِ çok esirgeyenin
5
36:6
لِتُنذِرَ uyarman için
قَوْمًۭا bir toplumu
مَّآ uyarılmamış
أُنذِرَ were warned
ءَابَآؤُهُمْ babaları
فَهُمْ bu yüzden onlar
غَـٰفِلُونَ gaflet içindedirler
6
36:7
لَقَدْ andolsun
حَقَّ hak oldu
ٱلْقَوْلُ o söz
عَلَىٰٓ üzerine
أَكْثَرِهِمْ onların çoğu
فَهُمْ artık onlar
لَا inanmazlar
يُؤْمِنُونَ believe
7
36:8
إِنَّا elbette biz
جَعَلْنَا geçirdik
فِىٓ onların boyunlarına
أَعْنَـٰقِهِمْ their necks
أَغْلَـٰلًۭا halkalar
فَهِىَ o (halkalar)
إِلَى çenelere kadar dayanır
ٱلْأَذْقَانِ the chins
فَهُم bu yüzden onların
مُّقْمَحُونَ kafaları kalkıktır
8
36:9
وَجَعَلْنَا ve kıldık (çektik)
مِنۢ önlerinden
بَيْنِ before/between
أَيْدِيهِمْ önlerinden
سَدًّۭا bir sed
وَمِنْ ve
خَلْفِهِمْ arkalarından
سَدًّۭا bir sed
فَأَغْشَيْنَـٰهُمْ ve onları kapattık
فَهُمْ artık onlar
لَا görmezler
يُبْصِرُونَ see
9
36:10
وَسَوَآءٌ birdir
عَلَيْهِمْ onlar için
ءَأَنذَرْتَهُمْ uyarsan (da)
أَمْ yada
لَمْ uyarmasan (da)
تُنذِرْهُمْ warn them
لَا inanmazlar
يُؤْمِنُونَ they will believe
10
36:11
إِنَّمَا ancak
تُنذِرُ sen uyarabilirsin
مَنِ kimseyi
ٱتَّبَعَ uyan
ٱلذِّكْرَ Zikre
وَخَشِىَ ve korkan
ٱلرَّحْمَـٰنَ Rahman'dan
بِٱلْغَيْبِ ۖ görmeden
فَبَشِّرْهُ işte öylesini müjdele
بِمَغْفِرَةٍۢ bir mağfiretle
وَأَجْرٍۢ ve bir mükafatla
كَرِيمٍ güzel
11
36:12
إِنَّا şüphe yokki biz
نَحْنُ biz
نُحْىِ diriltiriz
ٱلْمَوْتَىٰ ölüleri
وَنَكْتُبُ ve yazarız
مَا şeyleri (işleri)
قَدَّمُوا۟ öne sürdükleri
وَءَاثَـٰرَهُمْ ۚ ve eserlerini
وَكُلَّ ve her
شَىْءٍ şeyi
أَحْصَيْنَـٰهُ ayrıntılı kaydettik
فِىٓ bir sicile
إِمَامٍۢ a Register
مُّبِينٍۢ apaçık
12
36:13
وَٱضْرِبْ ve anlat
لَهُم onlara
مَّثَلًا misal olarak
أَصْحَـٰبَ halkını
ٱلْقَرْيَةِ şu kent
إِذْ zaman
جَآءَهَا geldiği
ٱلْمُرْسَلُونَ elçiler
13
36:14
إِذْ biz gönderdik
أَرْسَلْنَآ We sent
إِلَيْهِمُ onlara
ٱثْنَيْنِ iki (elçi)
فَكَذَّبُوهُمَا onları yalanladılar
فَعَزَّزْنَا biz de destekledik
بِثَالِثٍۢ üçüncüsüyle
فَقَالُوٓا۟ dediler ki
إِنَّآ biz elbette
إِلَيْكُم size
مُّرْسَلُونَ gönderilen elçileriz
14
36:15
قَالُوا۟ dediler ki
مَآ değilsiniz
أَنتُمْ siz
إِلَّا başka bir şey
بَشَرٌۭ insandan
مِّثْلُنَا bizim gibi
وَمَآ ve
أَنزَلَ indirmemiştir
ٱلرَّحْمَـٰنُ Rahman
مِن hiçbir
شَىْءٍ şey
إِنْ hayır!
أَنتُمْ siz
إِلَّا sadece
تَكْذِبُونَ yalan söylüyorsunuz
15
36:16
قَالُوا۟ dediler ki
رَبُّنَا Rabbimiz
يَعْلَمُ bilir ki
إِنَّآ biz elbette
إِلَيْكُمْ size
لَمُرْسَلُونَ gönderilmiş elçileriz
16
36:17
وَمَا ve yoktur
عَلَيْنَآ üzerimize düşen
إِلَّا başka bir şey
ٱلْبَلَـٰغُ duyurmaktan
ٱلْمُبِينُ açıkça
17
36:18
قَالُوٓا۟ dediler ki
إِنَّا doğrusu biz
تَطَيَّرْنَا uğursuzluğa uğradık
بِكُمْ ۖ sizin yüzünüzden
لَئِن eğer
لَّمْ vazgeçmezseniz
تَنتَهُوا۟ you desist
لَنَرْجُمَنَّكُمْ sizi mutlaka taşlarız
وَلَيَمَسَّنَّكُم ve size dokunur
مِّنَّا bizden
عَذَابٌ bir azab
أَلِيمٌۭ acıklı
18
36:19
قَالُوا۟ dediler ki
طَـٰٓئِرُكُم uğursuzluğunuz
مَّعَكُمْ ۚ sizin kendinizdedir
أَئِن size öğüt verildiğiiçin mi?
ذُكِّرْتُم ۚ you are admonished
بَلْ hayır
أَنتُمْ siz
قَوْمٌۭ bir kavimsiniz
مُّسْرِفُونَ aşırı giden
19
36:20
وَجَآءَ ve geldi
مِنْ en uzak yerinden
أَقْصَا (the) farthest end
ٱلْمَدِينَةِ kentin
رَجُلٌۭ bir adam
يَسْعَىٰ koşarak
قَالَ dedi
يَـٰقَوْمِ ey kavmim
ٱتَّبِعُوا۟ uyun
ٱلْمُرْسَلِينَ elçilere
20
36:21
ٱتَّبِعُوا۟ uyun
مَن kimselere
لَّا sizden istemeyen
يَسْـَٔلُكُمْ ask (of) you
أَجْرًۭا bir ücret
وَهُم ve onlar
مُّهْتَدُونَ doğru yoldadırlar
21
36:22
وَمَا ve
لِىَ ben niçin?
لَآ kulluk etmeyeyim
أَعْبُدُ I worship
ٱلَّذِى beni yaratana
فَطَرَنِى created me
وَإِلَيْهِ ve O'na
تُرْجَعُونَ döndürüleceksiniz
22
36:23
ءَأَتَّخِذُ edinir miyim?
مِن O'ndan başka
دُونِهِۦٓ besides Him
ءَالِهَةً tanrılar
إِن eğer
يُرِدْنِ bana dilese
ٱلرَّحْمَـٰنُ Rahman
بِضُرٍّۢ bir zarar vermek
لَّا sağlamaz
تُغْنِ will avail
عَنِّى bana
شَفَـٰعَتُهُمْ onların şefa'ati
شَيْـًۭٔا hiçbir (fayda)
وَلَا ve asla
يُنقِذُونِ onlar beni kurtaramazlar
23
36:24
إِنِّىٓ şüphesiz ben
إِذًۭا o takdirde
لَّفِى içinde olurum
ضَلَـٰلٍۢ bir sapıklık
مُّبِينٍ apaçık
24
36:25
إِنِّىٓ şüphesiz ben
ءَامَنتُ inandım
بِرَبِّكُمْ sizin Rabbinize
فَٱسْمَعُونِ beni dinleyin
25
36:26
قِيلَ denilince
ٱدْخُلِ gir!
ٱلْجَنَّةَ ۖ cennete
قَالَ dedi ki
يَـٰلَيْتَ ey keşke
قَوْمِى kavmim
يَعْلَمُونَ bilseydi
26
36:27
بِمَا ne yüzden
غَفَرَ bağışladığını
لِى beni
رَبِّى Rabbimin
وَجَعَلَنِى ve beni kıldığını
مِنَ ağırlananlardan
ٱلْمُكْرَمِينَ şerefli/değerli
27
36:28
۞ وَمَآ ve
أَنزَلْنَا biz indirmedik
عَلَىٰ üzerine
قَوْمِهِۦ kavminin
مِنۢ ondan sonra
بَعْدِهِۦ after him
مِن hiçbir
جُندٍۢ ordu
مِّنَ gökten
ٱلسَّمَآءِ the heaven
وَمَا ve
كُنَّا değildik
مُنزِلِينَ indirici
28
36:29
إِن hayır
كَانَتْ oldu
إِلَّا sadece
صَيْحَةًۭ korkunç gürültü
وَٰحِدَةًۭ bir tek
فَإِذَا hemen
هُمْ onlar
خَـٰمِدُونَ sönüverdiler
29
36:30
يَـٰحَسْرَةً ey (ah!) yazık
عَلَى şu kullara
ٱلْعِبَادِ ۚ the servants
مَا onlara gelmez ki
يَأْتِيهِم came to them
مِّن hiçbir
رَّسُولٍ elçi
إِلَّا mutlaka
كَانُوا۟ onlar
بِهِۦ onunla
يَسْتَهْزِءُونَ alay ederlerdi
30
36:31
أَلَمْ görmediler mi?
يَرَوْا۟ they see
كَمْ nice
أَهْلَكْنَا yok ettik
قَبْلَهُم kendilerinden önce
مِّنَ nesillerden
ٱلْقُرُونِ the generations
أَنَّهُمْ onlar
إِلَيْهِمْ kendilerine
لَا bir daha dönmezler
يَرْجِعُونَ will not return
31
36:32
وَإِن ancak
كُلٌّۭ hepsi
لَّمَّا zaman
جَمِيعٌۭ toplandığı
لَّدَيْنَا huzurumuza
مُحْضَرُونَ getirileceklerdir
32
36:33
وَءَايَةٌۭ ve bir ayettir
لَّهُمُ onlar için
ٱلْأَرْضُ toprak
ٱلْمَيْتَةُ ölü
أَحْيَيْنَـٰهَا biz onu dirilttik
وَأَخْرَجْنَا ve çıkardık
مِنْهَا ondan
حَبًّۭا dane
فَمِنْهُ ve ondan
يَأْكُلُونَ yiyorlar
33
36:34
وَجَعَلْنَا ve yarattık
فِيهَا orada
جَنَّـٰتٍۢ bahçeleri
مِّن hurma
نَّخِيلٍۢ date-palms
وَأَعْنَـٰبٍۢ ve üzüm
وَفَجَّرْنَا ve akıttık
فِيهَا orada
مِنَ çeşmelerden
ٱلْعُيُونِ the springs
34
36:35
لِيَأْكُلُوا۟ yemeleri için
مِن onun ürününden
ثَمَرِهِۦ its fruit
وَمَا ve
عَمِلَتْهُ emeğinden
أَيْدِيهِمْ ۖ ellerinin
أَفَلَا hala şükretmiyorlar mı?
يَشْكُرُونَ they be grateful
35
36:36
سُبْحَـٰنَ ne yücedir
ٱلَّذِى O (Allah) ki
خَلَقَ yaratmıştır
ٱلْأَزْوَٰجَ çiftleri
كُلَّهَا bütün
مِمَّا bitirdiklerinden
تُنۢبِتُ grows
ٱلْأَرْضُ toprağın
وَمِنْ ve
أَنفُسِهِمْ kendilerinden
وَمِمَّا ve nice şeylerden
لَا bilmedikleri
يَعْلَمُونَ they know
36
36:37
وَءَايَةٌۭ ve bir ayettir
لَّهُمُ onlar için
ٱلَّيْلُ gece
نَسْلَخُ soyup alırız
مِنْهُ ondan
ٱلنَّهَارَ gündüzü
فَإِذَا birden
هُم onlar
مُّظْلِمُونَ karanlıkta kalıverirler
37
36:38
وَٱلشَّمْسُ ve güneş
تَجْرِى akıp gider
لِمُسْتَقَرٍّۢ karar bulacağı yere
لَّهَا ۚ kendinin
ذَٰلِكَ bu
تَقْدِيرُ takdiridir
ٱلْعَزِيزِ üstün olanın
ٱلْعَلِيمِ ve bilenin
38
36:39
وَٱلْقَمَرَ ve aya
قَدَّرْنَـٰهُ tayin ettik
مَنَازِلَ konaklar
حَتَّىٰ nihayet
عَادَ bir hale geldi
كَٱلْعُرْجُونِ hurma sapına benzer
ٱلْقَدِيمِ eski kuru'
39
36:40
لَا ne
ٱلشَّمْسُ güneş
يَنۢبَغِى mümkün olur
لَهَآ ona (aya)
أَن erişmesi
تُدْرِكَ it overtakes
ٱلْقَمَرَ aya
وَلَا ne de
ٱلَّيْلُ gece
سَابِقُ önüne geçebilir
ٱلنَّهَارِ ۚ gündüzün
وَكُلٌّۭ ve hepsi
فِى bir felekte (yörüngede)
فَلَكٍۢ an orbit
يَسْبَحُونَ yüzmektedirler
40
36:41
وَءَايَةٌۭ ve bir ayet
لَّهُمْ onlar için
أَنَّا taşımamızdır
حَمَلْنَا We carried
ذُرِّيَّتَهُمْ onların çoçuklarını
فِى gemide
ٱلْفُلْكِ the ship
ٱلْمَشْحُونِ dolu
41
36:42
وَخَلَقْنَا ve yaratmamızdır
لَهُم kendilerine
مِّن onun gibi
مِّثْلِهِۦ (the) likes of it
مَا şeyler
يَرْكَبُونَ binecekleri
42
36:43
وَإِن ve eğer
نَّشَأْ dilesek
نُغْرِقْهُمْ onları (suda) boğarız
فَلَا olmaz
صَرِيخَ imdad (eden)
لَهُمْ onlara
وَلَا ve ne de
هُمْ onlar
يُنقَذُونَ kurtarılmazlar
43
36:44
إِلَّا ancak
رَحْمَةًۭ bir rahmet (vardır)
مِّنَّا bizden
وَمَتَـٰعًا ve yaşatma
إِلَىٰ kadar
حِينٍۢ bir süreye
44
36:45
وَإِذَا ve zaman
قِيلَ dendiği
لَهُمُ onlara
ٱتَّقُوا۟ sakının
مَا olanlardan
بَيْنَ önünüzdeki
أَيْدِيكُمْ önünüzdeki
وَمَا ve olanlardan
خَلْفَكُمْ arkanızdaki
لَعَلَّكُمْ umulur ki
تُرْحَمُونَ esirgenirsiniz
45
36:46
وَمَا zaten
تَأْتِيهِم onlara gelmez
مِّنْ hiçbir
ءَايَةٍۢ ayet
مِّنْ ayetlerinden
ءَايَـٰتِ (the) Signs
رَبِّهِمْ Rabblerinin
إِلَّا olmadıkları
كَانُوا۟ they
عَنْهَا ondan
مُعْرِضِينَ yüz çevirmiş
46
36:47
وَإِذَا ve zaman
قِيلَ dendiği
لَهُمْ onlara
أَنفِقُوا۟ infak edin
مِمَّا size verdiği rızıktan
رَزَقَكُمُ (has) provided you
ٱللَّهُ Allah'ın
قَالَ derler
ٱلَّذِينَ nankörler
كَفَرُوا۟ disbelieved
لِلَّذِينَ kimselere
ءَامَنُوٓا۟ inanan(lara)
أَنُطْعِمُ biz mi yedirelim?
مَن kimseye
لَّوْ dilediği takdirde
يَشَآءُ Allah willed
ٱللَّهُ Allah'ın
أَطْعَمَهُۥٓ yedireceği
إِنْ hayır
أَنتُمْ siz
إِلَّا doğrusu
فِى içindesiniz
ضَلَـٰلٍۢ bir sapıklık
مُّبِينٍۢ apaçık
47
36:48
وَيَقُولُونَ ve diyorlar
مَتَىٰ ne zaman?
هَـٰذَا bu
ٱلْوَعْدُ tehdid (ettiğiniz azab)
إِن eğer
كُنتُمْ iseniz
صَـٰدِقِينَ doğru söylüyor(lar)
48
36:49
مَا beklemiyorlar
يَنظُرُونَ they await
إِلَّا başka bir şey
صَيْحَةًۭ korkunç sesten
وَٰحِدَةًۭ bir tek
تَأْخُذُهُمْ ansızın onları yakalar
وَهُمْ ve onlar
يَخِصِّمُونَ çekişip dururlarken
49
36:50
فَلَا artık
يَسْتَطِيعُونَ güçleri yetmez
تَوْصِيَةًۭ bir vasiyete
وَلَآ ne de
إِلَىٰٓ ailelerine
أَهْلِهِمْ their people
يَرْجِعُونَ dönmeye
50
36:51
وَنُفِخَ ve üflendi
فِى sur'a
ٱلصُّورِ the trumpet
فَإِذَا işte
هُم onlar
مِّنَ kabirlerden
ٱلْأَجْدَاثِ the graves
إِلَىٰ Rablerine
رَبِّهِمْ their Lord
يَنسِلُونَ koşuyorlar
51
36:52
قَالُوا۟ dediler
يَـٰوَيْلَنَا eyvah bize
مَنۢ kim?
بَعَثَنَا bizi kaldırdı
مِن yattığımız yerden
مَّرْقَدِنَا ۜ ۗ our sleeping place
هَـٰذَا işte budur
مَا şey
وَعَدَ va'dettiği
ٱلرَّحْمَـٰنُ Rahman'ın
وَصَدَقَ demek doğru söylemiş
ٱلْمُرْسَلُونَ peygamberler
52
36:53
إِن hayır
كَانَتْ olur
إِلَّا sadece
صَيْحَةًۭ gürültü
وَٰحِدَةًۭ bir tek
فَإِذَا hemen
هُمْ onların
جَمِيعٌۭ hepsi
لَّدَيْنَا huzurumuza
مُحْضَرُونَ getirilirler
53
36:54
فَٱلْيَوْمَ o gün
لَا haksızlık yapılmaz
تُظْلَمُ will be wronged
نَفْسٌۭ hiç kimseye
شَيْـًۭٔا hiçbir şekilde
وَلَا ve
تُجْزَوْنَ siz cezalandırılmazsınız
إِلَّا dışında
مَا olduklarınızın
كُنتُمْ you used (to)
تَعْمَلُونَ yapmış
54
36:55
إِنَّ şüphesiz
أَصْحَـٰبَ halkı
ٱلْجَنَّةِ cennet
ٱلْيَوْمَ o gün
فِى içinde
شُغُلٍۢ bir meşguliyet
فَـٰكِهُونَ eğlenirler
55
36:56
هُمْ kendileri
وَأَزْوَٰجُهُمْ ve eşleri
فِى gölgelerde
ظِلَـٰلٍ shades
عَلَى üzerine
ٱلْأَرَآئِكِ koltuklar
مُتَّكِـُٔونَ yaslanmışlardır
56
36:57
لَهُمْ onlar için vardır
فِيهَا orada
فَـٰكِهَةٌۭ meyvalar
وَلَهُم ve onlar için vardır
مَّا her şey
يَدَّعُونَ istedikleri
57
36:58
سَلَـٰمٌۭ selam (vardır)
قَوْلًۭا sözle
مِّن Rabden
رَّبٍّۢ a Lord
رَّحِيمٍۢ çok esirgeyen
58
36:59
وَٱمْتَـٰزُوا۟ şöyle ayrılın
ٱلْيَوْمَ bugün
أَيُّهَا ey
ٱلْمُجْرِمُونَ suçlular
59
36:60
۞ أَلَمْ ben and vermedim mi?
أَعْهَدْ I enjoin
إِلَيْكُمْ size
يَـٰبَنِىٓ ey oğulları
ءَادَمَ Adem
أَن diye
لَّا tapmayın
تَعْبُدُوا۟ worship
ٱلشَّيْطَـٰنَ ۖ şeytana
إِنَّهُۥ şüphesiz o
لَكُمْ sizin
عَدُوٌّۭ düşmanınızdır
مُّبِينٌۭ apaçık
60
36:61
وَأَنِ ve
ٱعْبُدُونِى ۚ bana tapın
هَـٰذَا budur
صِرَٰطٌۭ yol
مُّسْتَقِيمٌۭ doğru
61
36:62
وَلَقَدْ ve andolsun
أَضَلَّ saptırmıştı
مِنكُمْ sizden
جِبِلًّۭا kuşağı
كَثِيرًا ۖ birçok
أَفَلَمْ olmaz mısınız?
تَكُونُوا۟ you
تَعْقِلُونَ düşünenlerden
62
36:63
هَـٰذِهِۦ işte
جَهَنَّمُ cehennem
ٱلَّتِى ki
كُنتُمْ size
تُوعَدُونَ va'dedilen
63
36:64
ٱصْلَوْهَا oraya girin;
ٱلْيَوْمَ bugün
بِمَا dolayı
كُنتُمْ inkarınızdan
تَكْفُرُونَ disbelieve
64
36:65
ٱلْيَوْمَ o gün
نَخْتِمُ mühürleriz
عَلَىٰٓ üzerini
أَفْوَٰهِهِمْ ağızları
وَتُكَلِّمُنَآ ve bize söyler
أَيْدِيهِمْ elleri
وَتَشْهَدُ ve şahidlik eder
أَرْجُلُهُم ayakları
بِمَا neler
كَانُوا۟ idiyseler
يَكْسِبُونَ kazanıyor(lar)
65
36:66
وَلَوْ ve eğer
نَشَآءُ dilesek
لَطَمَسْنَا silerdik
عَلَىٰٓ üzerini
أَعْيُنِهِمْ gözleri
فَٱسْتَبَقُوا۟ ve dökülürlerdi
ٱلصِّرَٰطَ yola
فَأَنَّىٰ ama nasıl?
يُبْصِرُونَ görecekler
66
36:67
وَلَوْ ve eğer
نَشَآءُ dilesek
لَمَسَخْنَـٰهُمْ değiştirip dondururduk
عَلَىٰ onları oldukları yerde
مَكَانَتِهِمْ their places
فَمَا artık
ٱسْتَطَـٰعُوا۟ güçleri yetmez
مُضِيًّۭا ileri gitmeye
وَلَا ne de
يَرْجِعُونَ geri dönmeye
67
36:68
وَمَن ve kime
نُّعَمِّرْهُ uzun ömür versek
نُنَكِّسْهُ onu baş aşağı çeviririz
فِى yaratılışını
ٱلْخَلْقِ ۖ the creation
أَفَلَا akıllarını kullanmıyorlar mı?
يَعْقِلُونَ they use intellect
68
36:69
وَمَا biz ona öğretmedik
عَلَّمْنَـٰهُ We taught him
ٱلشِّعْرَ şiir
وَمَا ve
يَنۢبَغِى yakışmaz da
لَهُۥٓ ۚ ona
إِنْ hayır
هُوَ O
إِلَّا sadece
ذِكْرٌۭ bir öğüt
وَقُرْءَانٌۭ ve Kur'an'dır
مُّبِينٌۭ apaçık
69
36:70
لِّيُنذِرَ uyarman için
مَن kimseleri
كَانَ olan
حَيًّۭا diri
وَيَحِقَّ ve hak olsun diye
ٱلْقَوْلُ (azab) söz(ü)
عَلَى karşı
ٱلْكَـٰفِرِينَ inkar edenlere
70
36:71
أَوَلَمْ görmediler mi?
يَرَوْا۟ they see
أَنَّا ki biz
خَلَقْنَا yarattık
لَهُم kendilerine
مِّمَّا şeylerden
عَمِلَتْ yaptıkları
أَيْدِينَآ ellerimizin
أَنْعَـٰمًۭا nice hayvanlar
فَهُمْ kendileri
لَهَا onlara
مَـٰلِكُونَ malik olmaktadırlar
71
36:72
وَذَلَّلْنَـٰهَا onları boyun eğdirdik
لَهُمْ kendilerine
فَمِنْهَا onlardan bazıları
رَكُوبُهُمْ binekleridir
وَمِنْهَا ve onlardan bazılarını
يَأْكُلُونَ yerler
72
36:73
وَلَهُمْ kendileri için vardır
فِيهَا onlarda
مَنَـٰفِعُ birçok yararlar
وَمَشَارِبُ ۖ ve içecekler
أَفَلَا hala şükretmiyorlar mı?
يَشْكُرُونَ they give thanks
73
36:74
وَٱتَّخَذُوا۟ ve edindiler
مِن başka
دُونِ besides
ٱللَّهِ Allah'tan
ءَالِهَةًۭ tanrılar
لَّعَلَّهُمْ onlar umarak
يُنصَرُونَ yardım edilir
74
36:75
لَا güçleri yetmez
يَسْتَطِيعُونَ they are able
نَصْرَهُمْ onlara yardım etmeye
وَهُمْ ve onlar
لَهُمْ onlar için
جُندٌۭ askerlerdir
مُّحْضَرُونَ hazırlanmış
75
36:76
فَلَا seni üzmesin
يَحْزُنكَ grieve you
قَوْلُهُمْ ۘ onların sözü
إِنَّا biz elbette
نَعْلَمُ biliyoruz
مَا onların gizlediklerini
يُسِرُّونَ they conceal
وَمَا ve
يُعْلِنُونَ açığa vurduklarını
76
36:77
أَوَلَمْ görmedi mi?
يَرَ see
ٱلْإِنسَـٰنُ insan
أَنَّا bizim
خَلَقْنَـٰهُ kendisini yarattığımızı
مِن bir nutfe(sperm)den
نُّطْفَةٍۢ a semen-drop
فَإِذَا şimdi oldu
هُوَ o
خَصِيمٌۭ bir hasım
مُّبِينٌۭ apaçık
77
36:78
وَضَرَبَ ve misal verdi
لَنَا bize
مَثَلًۭا bir örnekle
وَنَسِىَ unutarak
خَلْقَهُۥ ۖ kendi yaratılışını
قَالَ dedi
مَن kim?
يُحْىِ diriltecek
ٱلْعِظَـٰمَ kemikleri
وَهِىَ şu
رَمِيمٌۭ çürümüş
78
36:79
قُلْ de ki
يُحْيِيهَا onları diriltecek
ٱلَّذِىٓ yaratan
أَنشَأَهَآ produced them
أَوَّلَ ilk
مَرَّةٍۢ ۖ defa
وَهُوَ ve O
بِكُلِّ her
خَلْقٍ yaratmayı
عَلِيمٌ bilir
79
36:80
ٱلَّذِى O ki
جَعَلَ yaptı
لَكُم size
مِّنَ ağaçtan
ٱلشَّجَرِ the tree
ٱلْأَخْضَرِ yeşil
نَارًۭا ateş
فَإِذَآ işte
أَنتُم siz
مِّنْهُ ondan
تُوقِدُونَ yakıyorsunuz
80
36:81
أَوَلَيْسَ değil midir?
ٱلَّذِى yaratan
خَلَقَ created
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ gökleri
وَٱلْأَرْضَ ve yeri
بِقَـٰدِرٍ muktedir
عَلَىٰٓ yaratmaya
أَن [that]
يَخْلُقَ create
مِثْلَهُم ۚ onların benzerlerini
بَلَىٰ elbette (yaratır)
وَهُوَ O
ٱلْخَلَّـٰقُ yaratıcıdır
ٱلْعَلِيمُ çok bilen
81
36:82
إِنَّمَآ şüphesiz
أَمْرُهُۥٓ O'nun işi
إِذَآ zaman
أَرَادَ istediği
شَيْـًٔا bir şeyi
أَن demesidir
يَقُولَ He says
لَهُۥ ona sadece
كُن ol!
فَيَكُونُ hemen oluverir
82
36:83
فَسُبْحَـٰنَ yücedir
ٱلَّذِى O ki
بِيَدِهِۦ O'nun elindedir
مَلَكُوتُ hükümranlığı
كُلِّ her
شَىْءٍۢ şeyin
وَإِلَيْهِ ve O'na
تُرْجَعُونَ döndürüleceksiniz
83
← Sure Listesine Dön